Sayın Bakanım, iş dünyamızın ve basınımızın değerli temsilcileri,

Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) tarafından geliştirilen Elektronik Genel Kurul Sistemi’nin tanıtım toplantısı için bir araya gelmiş bulunuyoruz,

Tüm haziruna hoş geldiniz diyorum, sizleri saygı ile selamlıyorum.

Toplantıya ev sahipliği yapan, Gümrük ve Ticaret Bakanlığımıza, Merkezi Kayıt Kuruluşuna ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.

MKK; sermaye piyasası araçlarının kaydileştirilmesine ilişkin işlemleri gerçekleştirmek, bu araçları ve bağlı hakları elektronik ortamda izlemek ve merkezî saklamasını yapmak üzere Sermaye Piyasası Kanunu ile kurulmuş, Kurulumuzun gözetim ve denetimi altında faaliyet gösteren bir sermaye piyasası kurumumuzdur.

MKK, kurulduğu 2002 yılından bugüne Sermaye Piyasalarımızın ihtiyaç duyduğu teknolojik altyapının ve projelerin geliştirilmesinde de görevler üstlenmiş; gelişen teknolojinin sunduğu imkanları, ürettiği katma değerle birleştirerek piyasalarımızın kullanımına sunmuş, gelişimine katkı sağlamıştır.  

Sayın Bakanım Değerli konuklar,

2008’de küresel krizle başlayan FED, Avrupa Merkez Bankası, İngiltere ve Japonya Merkez Bankaları tarafından uygulanan düşük faiz, bol likiditeye dayalı politikalarda, 22 Mayıs 2013 tarihinde FED Başkanı Sn. Bernanke’nin yaptığı konuşma ile yeni bir döneme girildi.

Aralık 2013’te FED tahvil alım programında ilk kez 10 milyar Dolar tutarında azaltıma gitti, azaltım politikasının 2014’de de artarak devam edeceğine ilişkin beklenti piyasalarda hakimdir.

Yeni dönem, daha düşük likidite ve daha yüksek faiz oranlarına dayalı bir politika tercihine dayanmaktadır.

Son 5 yılda sadece FED tarafındaki parasal genişlemenin boyutu 2,5 trilyon dolar gibi devasa bir büyüklüktedir. Dolayısıyla politika değişikliğinin etkileri de tüm dünyada büyük bir yankı yaptı. Hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkeler üzerinde önemli bir baskı unsuru oluşturdu.

Faiz, kur ve borsa endekslerinde geçmiş dönemle karşılaştırdığımızda oldukça volatil bir dönemi başlattı.

Küresel piyasalarda kriz öncesi dönemde olduğu gibi normalleşme sürecine geçişte birkaç yıl sürecektir. Bu geçiş döneminde tüm yatırımcıların sakin, soğuk kanlı, kısa vadeli spekülatif işlemler yerine uzun vadeli bir perspektifle hareket etmesi, şirketlerimizin de kur riskine karşı dikkatli olmaları, risklerini olabildiğince hedge etmeleri, yatırımlarını kısa vadeli kredilerle finanse etmek yerine uzun vadeli sermaye piyasası araçları ile finansmana yönelmeleri gerektiğine inanıyoruz.

Gerek normalleşmeye geçiş, gerekse takip eden dönemde ekonomik göstergeleri güçlü, büyüme potansiyeli yüksek, uluslar arası normlarda hukuki alt yapıya sahip, güçlü projeleri ve hedefleri olan ülkeler avantajlı konuma geçecek, daha fazla küresel sermayeye ev sahipliği yapacaktır.

Sayın Bakanım Değerli konuklar,

2005 yılında küresel GSYH’nın %41’i gelişmekte olan ülkelerde %59’u gelişmiş ülkelerde üretilirken, 2012 yılında paylaşım %50-50 olarak gerçekleşti. OECD, 2030 yılında gelişmekte olan ülkelerin payının % 57’ye ulaşacağını tahmin etmektedir.

Gelişmekte olan ülke ekonomilerine yönelik olumsuzlukların yaşandığı son dönemdeki gelişmelere rağmen, ülkemiz sahip olduğu genç nüfusu, başta enerji ve ulaşım olmak üzere gerçekleştireceği önemli projeleri ve bütçe disipliniyle yeni dönemde de küresel hasıladan daha fazla pay almaya aday ülkeler arasında yer almaktadır.

Yükselen ekonomilerde yatırımların nasıl finanse edildiğine bakıldığında, başta Çin olmak üzere, Güney Doğu Asya ülkelerinde sermaye piyasalarının artan rolü dikkati çekmektedir. Gelişmekte olan ülke şirketleri 1993-2003 döneminde toplam küresel halka arz gelirinin % 20’sinden daha azını elde etmekte iken, bu oran son beş yılda % 60 düzeyine ulaşmıştır.

Yapılan tahminlerde, önümüzdeki on yılda yükselen ekonomilerin bugünkü New York Borsası’nın büyüklüğü kadar, yaklaşık 10 trilyon Dolar, bir ek öz kaynağa ihtiyaçları olacağı ifade edilmektedir.

Dolayısıyla önümüzdeki dönem sermaye piyasalarının ön plana çıkacağı, firmaların daha fazla özkaynakla finansmana yöneleceği bir dönem olacaktır. Bu dönüşümü gerçekleştirebildiğimiz ölçüde firmalarımız gerek lokal gerekse küresel bazda daha çok ve daha düşük maliyetli fonlara erişim imkanına kavuşacaktır.

Ancak küresel pastadan pay almanın çok da kolay olmadığını fark etmemiz ve şirketlerimizi küresel rekabete hazır hale getirmemiz gerekiyor.

Son 10 yılı incelediğimizde gelişmekte olan ülkelerin hemen hemen birlikte yükseldiklerini görüyoruz.

Ancak gelecek 10 yıl böyle olmayacak, bir ayrışma süreci yaşanacak, her ülke kendi performansına göre değerlendirilecek, teknolojiye yatırım yapan, hukuki alt yapısı güçlü, küresel rekabete dayanıklı firmalar ve ülkeler, küresel hasıladan daha fazla pay alacaktır.

Bu süreçte bizlere düşen görev, teknoljiye yatırım yapan kuruluşlarımıza destek olmak, şirketlerimizi küresel rekabete hazırlamak, dünya standartlarında mal, hizmet ve teknoloji üreten küresel bir ekonomi olmaktır.

Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızdan Ar-Ge Merkezi olma yetkisi alan MKK’ya, İstanbul’un uluslararası bir finans merkezi olması sürecinde hem merkezi saklama kuruluşu olarak hem de mali piyasalarımızda teknolojik çözümlerin sunulması açısından önümüzdeki dönemde önemli görevler düşmektedir.

MKK tarafından geliştirilen teknolojik çözümlerin uluslararası yarışmalarda birincilik kazanması, diğer teknoloji şirketlerimizi de cesaretlendirdiği gibi,  ülkemizin potansiyelini göstermesi açısından da oldukça önemlidir.

MKK’nın almış olduğu uluslar arası birincilikler ve geliştirdiği projeler, ülkemiz ekonomisinin son 11 yılda geçirdiği değişim ve dönüşüm sürecinin de bir ürünüdür.

11 yıllık süreçte ekonomimizin pek çok alanında gerçekleşen değişim, dönüşüm ve yapısal reformlar, şirketler ve sermaye piyasalarımıza ilişkin hukuki altyapının yeniden tasarlanmasını da gerekli kılmıştır.

Bu gereklilik sonucunda son birkaç yılda yeni Türk Ticaret Kanunu, Borçlar Kanunu, Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu, Bireysel Emeklilik Sistemine ilişkin teşvik düzenlemeleri yürürlüğe konulmuş, 2012 yılının son gününde de yeni Sermaye Piyasası Kanunu Resmi Gazete’de yayınlanmıştır.

Yeni Kanun kapsamında 67 adet yeni düzenleme ile AB direktiflerine uyumlu yeni bir sermaye piyasası hukuki alt yapısı oluşturma çalışmalarını geçen yıl tamamladık.

İnanıyoruz ve iddia ediyoruz ki geldiğimiz noktada sermaye piyasası mevzuatımız günümüz ve gelecekte karşılaşacağımız muhtemel ihtiyaçlara cevap verebilecek ve uluslar arası örnek alınabilecek dünyanın, en yeni ve en ileri mevzuatlarından biridir.

Küresel ortamın sakinleşmesi ve piyasalardaki volatilitenin azalmasıyla birlikte ülkemiz uluslar arası sermayenin önemli bir cazibe merkezi olmaya devam edecek, sermaye piyasalarımız ülkemizin büyümesinde ve gelişmesinde, yatırımlara kaynak sağlanmasında, önemli bir araç olacaktır.

MKK’nın geliştirdiği bu teknoloji ile birlikte küresel yatırımcılar dünyanın neresinde olursa olsun bilgisayarlarının başında şirket genel kurullarına katılabilecekler, haklarını kullanabilecekler ve yönetimde temsil edilebileceklerdir.

Sözlerimi burada sonlandırırken, gerek Elektronik Genel Kurul Sistemi’nin oluşturulmasında gerekse bu toplantının organizasyonunda emeği geçen herkese teşekkür ediyor, sermaye piyasalarımıza, ülkemize ve tüm insanlığa hayırlı olmasını diliyorum.