Değerli konuklar, saygı değer basın mensupları,
 
Finansal eğitim konusunda farkındalığın artırılmasını amaçlayan bu toplantı için yurt dışından gelen değerli konuşmacılara ve siz değerli katılımcılara hoş geldiniz diyerek sözlerime başlamak istiyorum. Panelin katılımcılara ve finans piyasasının tüm aktörlerine faydalı olmasını temenni ediyor, sizleri saygıyla sevgiyle selamlıyorum.
Ülkemizde finansal farkındalığın artırılması, tasarruf ve yatırım konularında bilinç düzeyinin geliştirilmesine katkı sağlayan bu tür etkinliklerin artmasından büyük bir memnuniyet duyuyoruz.
 
İnanıyorum ki bu konu önümüzdeki 10 yıl içinde sadece ülkemizde değil gelişmiş ve gelişmekte olan tüm ülkelerde, politika belirleyicilerin önemli gündem maddelerinden birisi olmaya devam edecektir.
 
2015’de ülke olarak Başkanlığını üstleneceğimiz G-20 toplantılarında bu konu ayrı bir başlık altında değerlendirilmekte ve üye ülkeler arasında ortak politika oluşturma çabaları yürütülmektedir.
 
Bugün içinde bulunduğumuz koşullarda, dünyanın hemen her bölgesinde finansal bilgi düzeyinin yetersiz olduğunu, bunun önemli ekonomik ve sosyal sonuçlar doğurduğunu araştırma sonuçları ortaya koymaktadır.
 
Finansal piyasalarda risk, her geçen gün artan ürün çeşitliliği ve karmaşıklığı ile birlikte giderek artmaktadır. Teknolojik gelişmeler ve sınır ötesi işlemlerde eklendiğinde riskin boyutu daha da büyümektedir. Buna karşın bireylerin finansal konulardaki bilgi birikimi aynı hızla artırılamamaktadır. Bu sonuç bir yandan finansal araç ve ürünlere erişimi kısıtlamakta diğer yandan bireyler açısından ciddi bir risk oluşturmaktadır.
 
2008’de ABD’de mortgage sektöründe başlayan ve halen tam olarak sonlandırılamayan küresel krizin önemli nedenlerinden birisi de finansal eğitim düzeyinin küresel boyutta düşük olmasıdır.
 
Geçen yıl, Kurulumuzun katkılarıyla Dünya Bankası tarafından 3009 hane halkı üzerinde Türkiye Finansal Yetkinlik Araştırması yapılmıştır. Bu araştırmanın sonuçları da göstermiştir ki, ülkemizde hane halklarının borç yönetimi, finansal ürünler hakkındaki bilgi düzeyi ve bu ürünleri kullanım oranları düşüktür.
 
Her gün görsel ve yazılı medyada yüzlerce faiz oranı ile ilgili reklam yer almasına rağmen, basit faizle ilgili bir soruya yanlış cevap verenlerin oranı %64, bileşik faizle ilgili soruda yanlış cevapların oranı %74'tür.
 
Bu istatistiklerin ötesinde, sadece kredi kartı kullanımı konusunda yapılan yanlışların doğurduğu sosyoekonomik sorunları düşündüğümüzde, finansal eğitimin önemi çok açık bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Finansal eğitim, finansal piyasaların gelişimi için de son derece önemlidir.
 
Hemen her gün onlarca, öz kaynaklarını tüketmiş şirketlere yatırım yapan yatırımcılarının şikâyetleri ile karşı karşıya kalıyoruz. Göreve geldiğimiz günden buyana hemen her mesajımızda yatırımcılara sermaye piyasalarındaki ürünlerin karmaşıklığı ve taşıdıkları riskler hakkında bilgi vermeye çalıştık.
 
Yatırımcılarımıza yatırım yapacakları ürün, bu ürünü çıkaran şirket, şirketin sahipleri, yöneticileri, geçmişte yaptıkları işler ve performansları hakkında iyi inceleme yapmaları gerektiğini söylemeye çalıştık. Hisse senedi yatırımının günlük al satlara dayalı bir işlem olmadığını, bir şirkete ortak olmak anlamına geldiğini ifade ettik.
 
Dolayısıyla günlük hayatta nasıl tanımadığımız bilmediğimiz kimselerle ortak ticari ilişkiye girmiyorsak, operasyonları, mali durumu, piyasa likiditesi hakkında fikir sahibi olmadığımız şirketlere de ortak olmak konusunda yatırımcılarımızın aynı duyarlılığı göstermesi gerekiyor.
 
Sektörlere ve şirketlere yönelik araştırmayı ya yatırımcı kendisi yapacak ya da bu konuda yetkilendirilmiş yatırım kuruluşlarından ve portföy yönetim şirketlerinden yardım alacaktır. Bu işlerin uzmanlık gerektirdiği dikkate alındığında, yetkili kuruluşlardan yardım alınmasının doğru bir tercih olacağına inanıyoruz.
 
Değerli konuklar,
Sermaye piyasalarının olmazsa olmazı bilgi ve eğitimdir. Şüphesiz bu iki faktör, tüm riskleri ortadan kaldırmaz ancak önemli ölçüde azaltır, riskleri yönetilebilir hale getirir. Aksi takdirde fatura sadece yatırımcılarımızın para kaybetmesi değil, ulusal tasarrufların erimesi, işsizliğin artması,büyüme ve istihdam imkânlarının daralması, bireylerin sermaye piyasalarından uzaklaşması, hatta finansal istikrarı tehdit eder düzeye ulaşabilmektedir.
 
Finansal eğitim sadece riskleri azaltmıyor aynı zamanda, bireylerin daha ucuz ve daha kaliteli finansal ürün ve hizmet talep etmelerine imkân sağlamakta, finans piyasalarında şeffaflığın artmasına, alınan kararlarda isabet oranının yükselmesine ve piyasalarda likidite ve derinliğin artmasına da fırsat sağlamaktadır.
 
Sermaye piyasalarında önümüzdeki dönemde gerçekleştireceğimiz gelişme,finansal eğitimde atacağımız adımlara ve elde edeceğimiz sonuçlara sıkı sıkıya bağlı olacaktır.
 
Bireylerin finansal ürünleri ve kavramları anlamaları, finansal risklerin ve fırsatların farkına varabilecek donanımda olmaları ve bilinçli yatırım kararı alabilmeleri son dönemde yapılan uluslararası düzenlemelerde ve toplantılarda sıkça vurgulanmaktadır.
 
Bu doğrultuda, finansal eğitim, finansal erişim ve finansal tüketicinin korunması kavramları ön plana çıkmıştır. G-20 kararları da, bu 3’lü yapıyı içeren bir ulusal stratejinin geliştirilmesi ve uygulanması yönündedir.
 
Kurulumuz OECD bünyesinde yer alan ve dünya çapında finansal eğitim konusundaki ilkelerin ve en iyi uygulamaların belirlenmesi amacıyla oluşturulan Uluslararası Finansal Eğitim Ağı aracılığıyla yürütülen çalışmalara ülke koordinatörü sıfatıyla aktif olarak katılmakta,  söz konusu standartların belirlenmesinde önemli bir rol üstlenmektedir.
 
Ülkemizde finansal eğitim konusunda gerek SPK olarak gerekse paydaşlarımızla birlikte son yıllarda önemli çalışmalar yaptık. Ticaret ve sanayi odalarında konferanslar, üniversite seminerleri, okullarda kompozisyon yarışmaları, sanal portföy yarışmaları bunlardan sadece bir kaçı. Son zamanlarda uluslar arası çalışmalara da öncelik vermeye başladık.
 
Ülkemizdeki finansal eğitim çalışmalarını anlatmak ve diğer ülke uygulamalarını takip etmek açısından önemli bir platform olarak gördüğümüz Uluslararası Çocuk ve Gençler İçin Finans Örgütü’nün ikinci zirvesine geçen Mayıs ayında Merkez Bankası ve Borsa İstanbul ile birlikte ev sahipliği yaptık. 101 ülkeden 500’ün üzerinde katılımcıyı ağırladık.
 
Geçen hafta Başkan Yardımcısı düzeyinde, Paris’de düzenlenen OECD/International Network on Financial Education (INFE)’nin 12’nci olağan genel toplantısı ile OECD/ International Network on Financial Education (INFE) ve Global Financial Literacy Excellence Centre (GFLEC) tarafından ortaklaşa düzenlenen finansal eğitim konusundaki uluslararası sempozyuma katılım sağladık.
 
Dün Frankfurt’ta Avrupa Merkez Bankası ile Child and Youth Finance International’ın ortaklaşa düzenlediği Avrupa ve Asya için finansal erişim konferansına katıldım. Bugün de benzer bir konuyu tartışmak için buradayız.
 
Katıldığımız toplantılarda finansal eğitim konusundaki global çalışma ve uygulamalar ile bu alandaki ulusal stratejilerin uygulanmasına ilişkin tecrübeleri paylaşıyor, bölgesel ve uluslararası örnekleri inceliyor, ülkemizin projelerini anlatıyoruz.
 
  OECD ilkeleri ulusal koşulları dikkate alan, paydaşları belirleyen ve bunlar arasında işbirliği ve koordinasyonu pekiştiren, sonuç odaklı, gereksiz kaynak kullanımını engelleyen, finansal okuryazarlığı bir yaşam becerisi olarak geliştiren ve bu konudaki genel farkındalığı artıran bir ulusal stratejinin belirlenmesi yönündedir.
 
Bu ilkelerden yola çıkarak bizde, finansal eğitimin, ülkemizde yaygınlaşması amacıyla; Finansal İstikrar Komitesinde konuyu değerlendirdik. Hazine Müsteşarlığı, Merkez Bankası, BDDK, TMSF ve Kalkınma Bakanlığı ile işbirliği içerisinde ilgili tüm kurum ve kuruluşların görüşlerini alarak Finansal Eğitim Ulusal Stratejisi ve Eylem Planı taslağını hazırladık ve Finansal İstikrar Komitesine sunduk.
 
Ulusal Strateji ve Eylem Planı, Finansal İstikrar Komitesi’nde onaylanmasını takiben, yakın bir zamanda uygulamaya konulacaktır.  Söz konusu stratejinin yürürlüğe girmesi ile birlikte, belirlenen hedef kitlelere yönelik, 5 yıllık eylem planları tüm ilgili kuruluşlarla ve Milli Eğitim Balkanlığı ile birlikte ülke genelinde uygulanacaktır.
 
Değerli katılımcılar,
Sermaye piyasaları olarak, ülkemizin son 11 yılda gerçekleştirdiği ekonominin hemen alanındaki yapısal dönüşümün ve performansın gerisinde olduğumuz bilinen bir gerçektir.
 
Bir başka ifadeyle sermaye piyasalarındaki büyüme Türkiye ekonomisinin büyümesine ayak uydurmakta zorlanmış ve bankacılık sektörü mali sektör içinde dominant hale gelmiştir.
 
Ancak 22 Mayıs tarihli FED kararları, tüm dünya finans piyasalarında bir trend değişikliğini başlatmış, paranın daha kıt olacağı, faizlerin daha yüksek olacağı, piyasalardaki dalgalanmaların daha sık ve şiddetli olacağı bir dönem başlamıştır.
 
Bu değişiklik sermaye piyasalarını gündemin ilk sırasına çıkarmış, aynı zamanda yeni riskler ve fırsatlarda doğurmuştur. Yeni dönem borçla finansman yerine özkaynakla finansmanın tercih edileceği, faiz ve kur risklerine karşı korunmanın gerekli olacağı bir dönem olacaktır.
 
İnanıyorum ki FED politikalarının netlik kazanması ile birlikte ülkemizde ve tüm piyasalarda IPO (halka arz) piyasası yeniden canlanacak, opsiyon, future, swap gibi korunma araçları hem yatırımcılar hem de şirketler tarafından daha fazla tercih edilecektir. 
 
Biz SPK olarak yılbaşından buyana yeni SPKanunu’ndan aldığımız yetki ile yürüttüğümüz piyasaların yeniden yapılanması ve ikincil mevzuatın hazırlanması sürecini yılsonu itibari ile bitirmiş olacağız.
 
Özellikle piyasa bozucu eylemler, ikincil halka arz, ortak satışı, halka arzlarda kamuyu aydınlatma ve fiyat tespitine yönelik yeni kurallarımız, portföy yönetimi ve bireysel emeklilik sistemine ilişkin düzenlemelerimiz, piyasanın gelişimine önemli katkı sağlayacak düzenlemelerimden sadece bir kaçıdır.   
 
Bu açılımı 2014 yılında finansal eğitim ve finansal tüketicinin korunmasına yönelik çalışmalarımızla pekiştireceğiz. 2023’e kadar İstanbul’u dünyanın ilk on finans merkezinden birisi yapacağız. Şirketlerimiz de küresel rekabette başarılı olmak için sermaye piyasası kaynaklarını da alternatif kaynaklar olarak dikkate alacaklardır.
 
 Yatırımcılarımızın da daha bilinçli tercihlerde bulunarak tasarrufların etkin kullanımına katkı sağlayacağı, bilgi ve eğitimin ön plana çıkacağı, iyi ile kötünün daha kolay ayırt edileceği, büyümenin, etkinliğin, verimliliğin ve karlılığın artacağı bir döneme gireceğiz.
 
Bu sürecin şüphesiz en önemli aktörü yatırım kuruluşlarımız olacaktır. Gerek finansal eğitim gerekse yatırımcı sayısının artırılması ve yeni şirket ve ürünlerin piyasayla tanıştırılması konusunda kendilerine büyük bir görev düşmektedir.
 
Biz SPK olarak piyasalarımızda güvenin tesisi için çalışmalarımızı;
- iyi düzenleme,
- iyi denetim,
- şeffaflık ve
- yaygın finansal eğitim,
başlıkları altında yeni yılda da sürdüreceğiz.
 
İnanıyorum ki yürürlüğe giren yeni Sermaye Piyasası Kanunu, tamamlamak üzere olduğumuz ikincil düzenlemeler ve hazırlamış olduğumuz Finansal Eğitim Ulusal Stratejisi;
- sermaye piyasalarımızın gelişimine,
- ulusal tasarruf düzeyimizin artırılmasına,
- sürdürülebilir büyüme için gerekli kaynakların sermaye piyasalarından sağlanmasına ve
- 2023 İstanbul finans merkezi projemizin gerçekleşmesine,
önemli katkı sağlayacaktır.
 
Bu süreçte finansal eğitime yönelik tüm girişimleri destekleyeceğiz ve okul çağından başlayarak, yaşamın her evresinde yaygınlaştırılmaya çalışacağız.
 
Böylesi önemli bir konuyu bugün yurt dışından gelen değerli konuklarla masaya yatırma fırsatı sağladıkları için Aracı Kuruluşları Birliğimize ve panelin gerçekleşmesinde emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Tüm katılımcılara faydalı olmasını diliyorum.