BOĞAZİÇİ AVUKATLAR DERNEĞİ TARAFINDAN DÜZENLENEN
6362 SAYILI SERMAYE PİYASASI KANUNUNUN GETİRDİĞİ YENİLİKLER VE UYGULAMASININ DEĞERLENDİRİLMESİ PROGRAMI KONUŞMA METNİ
2 Mayıs 2013 Borsa İstanbul AŞ Konferans Salonu, İstinye
 
 
30 Aralık 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6362 sayılı SPKn’nun getirdiği yeni düzenlemelerin sizlerin değerli katkı, yorum ve değerlendirmeleri ile tartışılacağı bu sempozyumda bulunmaktan duyduğum memnuniyeti ifade ederek sözlerime başlamak istiyorum…

Yeni SPKn’nun gerektirdiği ikincil düzenlemelerin Kurulumuz bünyesinde süratle hazırlanması ve kamuoyuyla paylaşılması sürecinin devam ettiği bugünlerde böylesi bir sempozyumda SPKn’nun masaya yatırılması, kanun üzerinde sizlerin yapacağı yorum ve değerlendirmeler ikincil düzenleme çalışmalarımıza da ışık tutacaktır.

Yeni SPK’nun getirdiği yeni düzenlemeleri sağlıklı bir şekilde değerlendirmek için öncelikle neden yeni bir kanuna ihtiyaç duyulduğu  sorusuna cevap bulmamız gerekir.

Sermaye piyasası mevzuatı ülkemizde nispeten yeni ve geç gelişen bir alandır. Bu konudaki ilk kanun 1981 yılında çıkarılan 2499 sayılı SPKn’dur. Yürürlüğe girdiği tarih itibariyle önemli bir boşluğu doldurmuş, hukuk sistemimize başta halka açık anonim ortaklıklar, sermaye piyasası kurumları, sermaye piyasası suçları gibi pek çok hukuki müesseseyi kazandırmış, ayrıca Sermaye Piyasası Kurulu gibi ülkemizdeki ilk bağımsız düzenleyici ve denetleyici kurumun kurulmasına hukuki zemin hazırlamıştır.

2499 sayılı Kanun; daha sonraki yıllarda çeşitli değişikliklere uğrasa da gelişen ihtiyaçlara ve özellikle son on yılda küresel finans sisteminde yaşanan gelişmelere cevap vermekte yetersiz kalmış, hem bu ihtiyaçların giderilmesi hem de Hükümetimizin ortaya koyduğu 2023 İstanbul uluslar arası finans merkezi projesini gerçekleştirebilmek için geçen yılın son gününde 6362 sayılı yeni SPKn. Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.

Değerli katılımcılar, güçlü, lider bir ülke olabilmek ekonomik açıdan güçlü olmayı gerektirmektedir. Güçlü bir ekonominin en önemli unsurlarından biri de şüphesiz finansal sistemin güçlü, istikrarlı ve sağlıklı olmasıdır. Ancak böyle bir ekonomide mal ve hizmet üreten reel sektör firmaları küresel ölçekte rekabet edebilecek bir finansal yapıya sahip olabilir. Güçlü bir finansal sistemin vazgeçilmez önkoşulu ise, yüksek standartlarda hukuki altyapının varlığıdır.

Türk ekonomisinde son 10 yılda yaşanan olumlu gelişmeler, bu gelişmelerin devam edeceğine dair kuvvetli beklentiler, yatırımcı taleplerine hızla cevap verebilecek, şirketlerimize alternatif finansman kaynakları sunabilecek güçlü bir sermaye piyasasına ihtiyaç her geçen gün artmaktadır. Bu ihtiyacı karşılamak için, son 10 yılda sağlanan ekonomik ve siyasi istikrarla birlikte, sermaye piyasalarımızın hukuki, teknik ve piyasa alt yapısını en üst düzeyde oluşturmanın gayreti içerisindeyiz.

Bundan 10 yıl önce finans merkezi denince Londra, New York ve kısmen de Tokyo akla gelirdi oysa bugün onlarca yeni ülke bu hedefle yola çıkmış durumda. Yoğun rekabetin yaşandığı bu sektörde 2023 vizyonumuzu gerçekleştirebilmek için hem hukuki alt yapımızı hem de bir finans merkezi olmanın gerektirdiği diğer tüm alt yapıyı en kaliteli ve uygun maliyetle sağlamamız gerekiyor.
Sn. Başbakan Yardımcım, değerli konuklar;

Bir bütün olarak bakıldığında, yeni Kanun'un hedefi AB standartları referans alınmak suretiyle, hem AB’de öngörülen yatırımcının korunmasına yönelik etkin koruma sisteminden yatırımcılarımızı yararlandırmak,
hem 30 yıllık tecrübemizle ihtiyaç duyduğumuz piyasanın büyümesinin önündeki engelleri kaldırmak,
hem de şirketlerimiz için alternatif finansman kaynakları oluşturmak ve
aracılık sektörümüzün dünya ile rekabet edebilmesine imkan sağlamak olarak özetlenebilir.

6362 sayılı SPKn, Türkiye’nin AB’ne katılım sürecinde müktesebat uyumuna katkı sağlamasının yanında, dünya ile entegre bir sermaye piyasası oluşturulmasına da önemli katkı sağlayacaktır.

SPKn. hazırlanırken temel kanunlarda yapılan değişikliklere uyum sağlanması da diğer bir önceliğimiz olmuştur. Zira, 6102 sayılı TTK 1/7/2012 tarihinde yürürlüğe girmiş, yeni Kanun'un TTK'na uyumuna özen gösterilmiştir.

Yeni SPKn. ile Türk Hukuku için ilk olan pek çok düzenleme yapılmıştır. Bunlardan bazılarına ana hatları ile değinmek istiyorum;

İhraç ve halka arzlarda yenilikler

İhraç ve halka arzlarda; yatırımcının korunması ve kamunun aydınlatılması ilkesi çerçevesinde yeni bir anlayış benimsenmiştir. Kanun’da izahnamenin hazırlanması, içeriği, değiştirilmesi, izahnameden doğan sorumluluk AB düzenlemelerine paralel hale getirilmiş ve Kurulca sermaye piyasası araçlarının kayda alınması yerine izahname onayı sistemine geçilmiş, farklı halka arz türlerine göre Kanun'da kesin süreler düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile hem şirketlerin işlemlerinin hızlı sonuçlandırılması hem de yatırımcıların daha geniş ve hızlı aydınlatılmaları amaçlanmıştır.

Yatırımcılara izahnamede yapılan değişikliklerin yayımlanmasından itibaren iki iş günü içinde taleplerini geri alma hakkı verilmiş, ek ve değişikliklerin onaylanması ve ilanı koşuluyla, aynı izahnameye dayanarak 12 ay boyunca ihraç yapılabilmesi sağlanmıştır. Bu düzenlemelerle bürokratik süreçler önemli ölçüde azaltılmıştır.

Yatırımcıların yatırım kararı açısından önemli bir doküman olan izahnamede yer alan yanlış, yanıltıcı ve eksik bilgilerden kaynaklanan sorumluluk esası da belgenin önemine binaen genişletilmiştir. Yanlış, yanıltıcı ve eksik bilgilerin yer aldığı kamuyu aydınlatma belgelerine dayanarak işlem yapan yatırımcıların tazminat hakları ayrıntılı olarak belirlenmiştir.

Kurumsal yönetim ilkelerinde yenilikler

Bir başka yenilik, Kurumsal Yönetim İlkeleri’nin Kanun’la düzenlenmesidir. SPKn.'na göre, Kurul, payları borsada işlem gören halka açık ortaklıkların, niteliklerine göre, kurumsal yönetim ilkelerine kısmen veya tamamen uymalarını zorunlu tutmaya, buna ilişkin usul ve esasları belirlemeye, verilen süre içinde uyum zorunluluğunun yerine getirilmemesi hâlinde uyum zorunluluğunun yerine getirilmesini sağlayacak kararları almaya, buna ilişkin işlemleri resen yapmaya, ihtiyati tedbir istemeye, dava açmaya, açılan davada uyum zorunluluğunun yerine getirilmesi sonucunu doğuracak şekilde karar alınmasını istemeye, bu işlemlerin yerine getirilmesine ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkili kılınmıştır.

Yatırımcı haklarını güçlendirmeye yönelik yenilikler;

Zorunlu pay alım teklifi düzenlemeleri genişletilmiş, çıkarma hakkı ve çıkma hakkı gibi gelişmiş hukuk sistemlerinde gördüğümüz müesseseler ilk defa hukukumuza kazandırılmıştır.

“ortaklıktan çıkarma hakkı” ile pay alım teklifi sonrası belirli bir pay oranına ulaşan kişi ya da grubun, şirketin yapısını değiştirme, halka açıklık statüsünden çıkma gibi niyetlerini küçük yatırımcının haklarını da koruyacak şekilde hayata geçirmesi sağlanmış,“satma hakkı” ile teklif sonrasında azınlık hale gelen pay sahiplerine, ortaklıkta kalma tercihlerini bir kez daha gözden geçirme imkânı verilmiştir.

6102 sayılı TTK ile getirilen anonim ortaklıkların kendi paylarını iktisabına ilişkin düzenlemelerin halka açık şirketler için uygulanmasında ortaya çıkabilecek olası sorunları bertaraf amacıyla tüm halka açık ortaklıklar için Kurul’a pay geri alımlarına ilişkin düzenleme yapma yetkisi verilmiştir.

Yine gelişmiş hukuk sistemlerinde gördüğümüz azınlık pay sahiplerini korumaya yönelik olarak, halka açık ortaklıklarda önemli nitelikteki işlemler tanımlanmış ve bu işlemlere muhalif kalan pay sahiplerine 6102 sayılı TTK’dan daha geniş bir biçimde ayrılma hakkı tanınmıştır.

Genel kurulun toplantıya çağrılma usulleri, ilgili süreler ve toplantı nisaplarının uygulanması esasları yeniden düzenlenmiş, genel kurul toplantısına ilişkin ilan süresi 3 haftaya çıkarılmıştır, rüçhan haklarının kısıtlanması, sermaye azaltımı ve Kanun’da sayılan önemli nitelikteki işlemlere ilişkin genel kurul kararlarında aranacak karar nisabı AB düzenlemelerine paralel hale getirilmiştir.

Sermaye piyasası faaliyetleri;

SPKn’nda yapılan en önemli reformlardan bir diğeri ise sermaye piyasası faaliyetlerinin yeniden tanımlanması, yatırımcıya sunulan hizmetlerin kapsamının genişletilmesi, AB kıstasları çerçevesinde, Kurum odaklı düzenleme anlayışından faaliyet odaklı düzenleme anlayışına geçilmesidir. Bu kapsamda, sermaye piyasası faaliyetleri, parçalara ayrılarak düzenlenmiş, saklama, çok taraflı alım satım sistemlerinin işletilmesi, gibi pek çok yeni faaliyet türü düzenlenmiştir.

Kolektif yatırım kuruluşları

Kolektif yatırım kuruluşları yeni bir bakışla ve AB müktesebatına uygun olarak tümüyle yenilenmiştir. Kolektif yatırım kuruluşları sermaye piyasamız açısından son derece önemlidir. Yeni Kanun'la yatırım fonlarının portföy yönetim şirketlerince kurulması, saklamacı ile yöneticinin birbirinden kesin çizgilerle ayrılması ve her bir kurumun hak ve görevlerinin, sorumluluklarının açık bir biçimde belirlenmesi bu kanunla sağlanmıştır. Yine değişken sermayeli yatırım ortaklığı yeni bir kolektif yatırım kuruluşu türü olarak ilk defa düzenlenmiş bu konuda yurt dışı uygulamalarına paralellik sağlanmıştır.

Piyasa bileşeni kurumlar ve müesseseler

Finansal alt yapı kuruluşlarına da büyük önem verilmiştir. Merkezi takas kurumu düzenlenmiş, takasın kesinliği kuralı getirilerek, işlem güvenliği tesis edilmiş, ayrıca merkezi karşı taraf uygulaması ile özellikle tezgahüstü işlemlerde yatırımcıların korunması yolunda önemli bir reform yapılmıştır.

Yatırımcı tazmin sisteminde yeni bir anlayışa geçilmiştir. Bu bağlamda, yatırım kuruluşlarının yatırımcı adına sakladıkları veya yönettikleri nakit ödeme veya sermaye piyasası aracı teslim yükümlülüklerini yerine getirememesi halinde YATIRIMCI TAZMİN MERKEZİNCE bu zararların tazmini düzenlenmiştir. Eski Kanun'da sadece hisse senetlerinden doğan alacaklar 65 bin TL'na kadar tazmin kapsamında iken yeni Kanun'da tüm sermaye piyasası araçları ve nakit tazmin kapsamına alınmış, tazmin tutarı mevduat garantisine paralel olarak 100 bin TL'na çıkarılmıştır.

Borsaların anonim şirket olarak örgütlenmesine yasal zemin hazırlanmıştır. Geçtiğimiz ay içerisinde Borsa İstanbul A.Ş.’nin kurulması ve Altın Borsası ile birleşmesi gerçekleştirilmiş, yakın zamanda VOBAŞ'ın da BİAŞ bünyesine katılması öngörülmüştür.

Denetim ve yaptırımlar

Kanun ile, denetimin kapsamı genişletilmiş, Kuru'lun denetim yetkisini daha etkin kullanması sağlanmıştır. İlk kez, kanuna aykırı ihraçlar ile toplanan paraların iadesi için usul ve esaslar öngörülmüş, örtülü kazanç aktarımı yaptıkları tespit edilen şahısların aktardıkları tutarı şirkete iade etmelerine ilişkin esaslar düzenlenmiştir.

Örtülü kazanç aktarımı, güveni kötüye kullanma suçunun nitelikli hali olarak belirlenmiş ve cezasının üç yıldan az olamayacağı hükme bağlanmıştır. Ayrıca, örtülü kazanç aktarımı suçu bakımından aktif pişmanlık hükümleri ilk defa düzenlenmiş, bu suçla elde edilen menfaatin yeniden ekonomiye kazandırılması temin edilmiştir.

Manipülasyon olarak bilinen suç tipi "Piyasa Dolandırıcılığı", içeriden öğrenenlerin ticareti olarak bilinen suç tipi ise “Bilgi Suiistimali” adı altında kapsamlı olarak düzenlenmiştir.

“Bilgi Suiistimali” suçunda, suçun failleri sayma yöntemi ile belirlenmiş, suça konu fiillerin kapsamı “alım ya da satım emri vermek, verilen emri değiştirmek veya iptal etmek” şeklinde açıkça belirlenerek genişletilmiştir.

“Piyasa Dolandırıcılığı” suçuna ilişkin olarak ise, temelde 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’na sadık kalınmıştır. Ancak uluslararası düzenlemeler dikkate alınarak, suçun unsurları ve suçun gerçekleşmesi için aranan tipik fiillerin kapsamı genişletilmiştir. Kanun ile işleme dayalı piyasa dolandırıcılığında etkin pişmanlık hükmü ilk defa düzenlenmiştir.

Piyasa suçları ile ilgili olarak getirilen en önemli yeniliklerden biri, Türk Hukukunda ilk defa piyasa bozucu eylem şeklinde yeni bir maddenin Kanun’a eklenmesidir. Bu düzenleme uyarınca, konusu başka bir suç oluşturmayan ancak makûl bir ekonomik veya finansal gerekçeyle açıklanamayan ve piyasanın düzenini bozacak nitelikteki eylem ve işlem gerçekleştiren kişiler hakkında elde edilen menfaatin Hazine'ye iadesine ek olarak 500 bin liraya kadar idari para cezası uygulanmasına imkan sağlanmıştır.

Kanun ile idari para cezalarına ilişkin sistem de tümüyle gözden geçirilmiş idari para cezasını gerektiren bir fiili işlemek suretiyle menfaat elde edenlere elde ettikleri menfaatin iki katından az olmamak üzere, idari para cezası verileceği hükme bağlanmıştır. Benzer şekilde zorunlu çağrının yerine getirilmemesi halinde de, pay alım teklifine konu payların toplam bedeline kadar idari para cezası verileceği düzenlenmiştir.

Ayrıca ABD hukukunda “short swing profit rule” olarak da bilinen yeni bir yaptırım öngörülmüş, sermaye piyasası araçlarının alım satımından kazanç elde eden ihraççıların yönetim kurulu üyeleri ve yöneticilerine elde ettikleri net kazancı ihraççıya vermeleri yükümlülüğü getirilmiştir.

Bu yükümlülüğü otuz gün içerisinde yerine getirmeyenler hakkında elde ettikleri menfaatin iki katı idari para cezası verilecektir.

Görüldüğü üzere, sermaye piyasalarına güvenin sağlanması ve piyasalarımızın uluslararası platformda hak ettiği konuma ulaşması amacıyla oldukça köklü değişiklikler yapılmıştır.

Yeni Sermaye Piyasası Kanunu ve halen çalışmalarını yürüttüğümüz ikincil düzenlemelerle, ülkemizi tüm finansal aktörler için güvenli bir liman haline getirmeyi, İstanbul'u da 2023 yılına kadar dünyanın ilk on uluslar arası finans merkezinden birisi yapmayı hedefliyoruz.

Bu vesile ile bu sempozyumda yapacakları sunumlarıyla katkı sağlayacak katılımcılara, kanunlaşma sürecinde göstermiş oldukları katkı ve destek için başta Sn. Başbakanımıza ve Sn. Başbakan Yardımcımıza ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.