Son on yılda ulusal ve uluslararası planda, şirketler kesimi için iyi kurumsal yönetim uygulamalarının öne çıktığı gözlemlenmektedir. Kurumsal yönetim ilkelerini dikkate alan, kendini buna göre yapılandıran şirketlerin uluslararası rekabette daha güçlü bir konumda olacağı gerek politika belirleyiciler gerek bilimsel çalışmalar ile desteklenmektedir. Kurumsal yönetim ilkelerini uygulayan şirketlerin daha düşük sermaye maliyetiyle performanslarının arttığı, krizlere daha hızlı cevap verebildikleri, kaynaklarını daha etkin kullandıkları gözlemlenmektedir. Bu bakımdan, Kurumsal yönetim ilkelerine uyum sağlayan şirketlerimizin, uluslararası piyasalardan yabancı sermaye temininde daha geniş imkânlara sahip olacağı, Türk sermaye piyasasının rekabet gücünü ve yabancı yatırımcıların piyasalarımıza olan güvenini pekiştireceği diğer yandan kaynakların etkin kullanımı ile ülke refahının artmasına katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

Bu bağlamda, özellikle küresel piyasaları etkisi altına alan son finansal kriz kurumsal yönetimin her düzeydeki önemini bir kere daha ortaya koymuştur. Zira kurumsal yönetim; her şeyden önce, bir kurumun faaliyetleri esnasında bir değer oluşturma, bu süreç içinde yer alan tarafların sürece en etkin ve verimli iştirak etmeleri ve sonuçta ortaya çıkan değerin hakkaniyete uygun bir şekilde paylaşılmasını teminat altına alacak mekanizmaların oluşturulması, kontrolü ve muhafazasıyla ilgili bir kavramdır.

Bu nedenle, gerek ulusal gerekse uluslararası organizasyonlar bu konudaki çalışmalarını hızlandırmıştır. Bu çalışmaların bir kısmı, yaşanan gelişmeler çerçevesinde ilkelerin gözden geçirilmesine, diğer bir kısmı ise, şirketlerin kurumsal yönetim ilkelerine uyum ile ilgili zorlayıcı düzenlemelerin yapılmasına ilişkindir.
Kurulumuz tarafından 2003 yılında yayımlanan Kurumsal Yönetim İlkeleri, başta halka açık anonim ortaklıklar olmak üzere, özel sektör ve kamuda faaliyet gösteren tüm anonim şirketlerin faaliyetlerini uluslararası standartlarda sürdürebilmelerine ve böylece daha etkin ve şeffaf bir yönetim anlayışıyla uluslararası finans kaynaklarından daha rahat ve ucuz maliyetle faydalanabilmelerine katkıda bulunacak bir yönetim anlayışı getirmeyi hedeflemektedir.

İlkeler yayınlandığı dönemdeki düzenlemelerin ilerisinde prensipler içermekte olup, mevcut mevzuatta ve uygulamada kurumsal yönetim konusunda oluşabilecek eksiklikleri gidermek ve boşlukları doldurmak amacıyla hazırlanmıştır. Bu çerçevede İlkeler, ileride mevzuatta yapılacak düzenlemeler için yol gösterici bir özellik arz etmektedir. Nitekim İlkelerin yayımlandığı 2003 yılından bu yana, İlkelerde yer alan birçok düzenleme sermaye piyasası mevzuatına işlenmiş ve zorunlu uygulama esasları olarak benimsenmiştir. Bu yaklaşım, dünyada da benzerlerini gördüğümüz, kurumsal yönetim ilkeleri kapsamına giren birtakım yükümlülüklerin daha sonra kanun seviyesinde düzenlenerek, ilkelerin yalnızca uygulanması isteğe bağlı bir davranış kodu olma niteliğini değiştiren ve çeşitli hukukî araçlarla emredicilik kazandıran düzenlemelere paraleldir.

11.10.2011 tarih ve 28081 sayılı Mükerrer Resmi Gazete'de yayımlanan 654 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Sermaye Piyasası Kurulu'nun görev ve yetkileri arasına "sermaye piyasasında kurumsal yönetim ilkelerini tespit ve ilan etmek, yatırım ortamının iyileştirilmesine katkıda bulunmak üzere, borsada işlem gören halka açık anonim ortaklıklardan halka açıklık oranları, yatırımcı sayısı ve niteliği, dâhil oldukları endeks ve belirli bir zaman dilimindeki işlem yoğunluğunu dikkate alarak belirlemiş olduğu gruplarda yer alanların kurumsal yönetim ilkelerine kısmen veya tamamen uymalarını zorunlu tutmak" eklenmiştir.

Anılan Kanun Hükmünde Kararname'nin Kurulumuza verdiği yetki doğrultusunda, Kurumsal Yönetim İlkeleri, Tebliğ niteliğinde bir düzenlemeye dönüştürülmüş ve İlkelerde uluslararası gelişmeler de dikkate alınarak bazı değişiklikler yapılmıştır.

Diğer taraftan, Kurumsal Yönetim İlkelerine özellikle borsada işlem gören şirketlerden belirli niteliği haiz olanlarının ilkelerin bir kısmına uyma zorunluluğu getirilmesinin, ülkemiz şirketlerini dünyanın içinde bulunduğu finansal kriz ortamında uluslararası boyutta rekabet edebilecek düzeye getirmek bakımından önemli bir adım olacağı düşünülmektedir. Bu çerçevede hazırlanan Tebliğ ile, piyasa değeri ve işlem hacmi gibi kriterler bakımından piyasamızın önde gelen şirketlerinin dahil olduğu İMKB30 Endeksinde yer alan bankalar haricindeki halka açık anonim ortaklıklar tarafından, özellikle küçük yatırımcıların etkin bilgilendirilmelerini ve şirket yönetimlerinde etkin ve adil temsilini sağlamak amacıyla seçilmiş bazı İlkelerin zorunlu olarak uygulanmasına karar verilmiştir. Bu çerçevede ilk etapta, yatırımcılarının sağlıklı bir biçimde karar vermelerini kolaylaştırmak amacıyla genel kurul toplantı ilanlarının zamanlamasına ve içeriğine ilişkin yükümlülükler getirilmiş, ayrıca küçük yatırımcıların etkin bir biçimde temsil edilebilmesini ve yönetim kurulunun olası menfaat çatışmalarından uzak bir biçimde etkili çalışabilmesini teminen bağımsız yönetim kurulu üyeliği bir zorunluluk olarak düzenlenmiştir.

Kamuoyuna duyurulur.

Tebliğ metnine ulaşmak için tıklayınız.